“Erdogan steht nur für eine Minderheit”

Sevim Dagdelen ist für Klartext bekannt und wird sich auch als Vorsitzende der deutsch-türkischen Parlamentariergruppe nicht zurückhalten. Ihr Motto: „Dinge schönzureden, nutzt niemandem.“

Interview wurde geführt von Michael Fischer (dpa)


Frage: Was ist ihre Motivation diesen Job anzunehmen?

Sevim Dagdelen: Die deutsch-türkischen Beziehungen liegen mir seit Jahren sehr am Herzen. Gerade in einer Zeit, in der der türkische Staatspräsident Erdogan die Türkei in Richtung einer islamistischen Diktatur treibt, sehe ich es als unsere demokratische Pflicht, auf eine Intensivierung der parlamentarischen Kontakte zu setzen.

Sie sind seit zwei Jahren nicht mehr in die Türkei gereist, weil sie eine Festnahme befürchten. Das Bundeskriminalamt hat sie sogar vor einer Reise gewarnt. Wollen Sie nun möglichst schnell wieder in die Türkei reisen?

Sevim Dagdelen: Wichtig ist, dass die türkische Regierung nicht wie in der Vergangenheit deutsche Abgeordnete, die etwa die Bundeswehrsoldaten besuchen wollten, an einer Einreise hindert. Es ist bei parlamentarischen Besuchsreisen zudem wichtig, die Sicherheit aller Delegationsteilnehmer zu garantieren. Ich bin optimistisch, dass sich die türkische Regierung hier bewegt und sieht, dass es keine Einbahnstraße sein kann, wenn wir für türkische Abgeordnete, die Deutschland besuchen, Sicherheit gewährleisten.

Sie gelten in der Türkei als «Staatsfeindin», nennen Erdogan einen «Diktator» und „Terrorpaten“. Sind das gute Voraussetzungen für einen Posten, der der deutsch-türkischen Zusammenarbeit dienen soll?

Sevim Dagdelen: Dass jetzt Mitglieder des islamistisch-nationalistischen Wahlbündnisses aus AKP und MHP Kritik an mir als Demokratin haben, ist verständlich. Bereits die ehemalige Vorsitzende der Parlamentariergruppe, Michelle Müntefering, wurde durch den türkischen Geheimdienst als vermeintliche Terrorunterstützerin auf einer Liste geführt. Ist man an einer ehrlichen Zusammenarbeit interessiert, muss man die Dinge aber so benennen, wie sie sind.

Meine Erfahrung ist, dass ein ehrlicher Umgang miteinander die Zusammenarbeit fördert, nicht umgekehrt. Dinge schönzureden, nutzt niemandem. Wenn Erdogan einen Angriffskrieg gegen die Kurden in Syrien führt wie in Afrin, dann muss man dies auch verurteilen, so wie es alle Fraktionen im Bundestag getan haben. Man darf aber nie vergessen, dass die Türkei nicht nur Erdogan ist. Erdogan steht nur für eine Minderheit der Bevölkerung. Es könnte sogar sein, dass sein ultrarechtes Wahlbündnis bei den nächsten Wahlen die Mehrheit trotz aller Manipulationen von seiner Seite verliert.

Der Hauptvorwurf von Erdogans AKP ist, dass Sie die PKK unterstützen? Was ist dran an den Vorwürfen und wie ist Ihre Sicht auf die PKK?

Sevim Dagdelen: Das ist Quatsch. Mit dem PKK-Vorwurf wird im Übrigen auch die Bundesregierung belegt, falls sie es doch einmal wagt, Erdogan zu kritisieren. Die AKP und Erdogan beschuldigen generell politische Gegner des Terrorismus. Das ist durchsichtig. Richtig ist: Ich setze mich für die Wiederaufnahme des Friedensprozesses mit den Kurden in der Türkei ein. Erdogan selbst hat mit der PKK lange Jahre verhandelt, bis er sich dazu entschied, den Konflikt wiederanzufachen, um seine Macht zu sichern. Man muss verhandeln, nicht schießen, das ist meine feste Überzeugung.

ZUR PERSON: Die 42-jährige Sevim Dagdelen gehört dem linken Flügel der Linkspartei an und sitzt   seit 2005 im Bundestag. Als stellvertretende Fraktionschefin ist sie für Außen- und Sicherheitspolitik zuständig. Die Eltern Dagdelens sind aus der Türkei eingewandert, sie selbst ist in Duisburg geboren und aufgewachsen. Seit der umstrittenen Armenien-Resolution des Bundestags 2016 wird sie von türkischer Seite heftig angefeindet und ist deswegen auch nicht mehr in die Türkei gereist.

Quelle: Nordwest-Zeitung

 

Dağdelen: “Erdoğan yalnızca bir azınlığı temsil ediyor”

Röportaj: Michael Fischer, dpa (Alman Basın Ajansı)

Sevim Dağdelen dobra dobra konuşma özelliğiyle tanınır ve Alman-Türk Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı olarak da sözünü söylemekten sakınmayacaktır. Kendisinin şiarı şöyledir: “Meseleleri lafta olduğundan güzel göstermenin kimseye faydası olmaz.”

Berlin (dpa) – Sol Partili siyasetçi Sevim Dağdelen, Alman-Türk Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı seçildi. Muhtemelen kendisi Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Federal Mecliste en sert eleştirileri getiren kişidir. Alman Basın Ajansı ile yaptığı röportajda, Almanya ile Türkiye’nin birbirlerine samimi yaklaşmaları çağrısında bulunuyor.


Bu görevi kabul etmenizi sağlayan motivasyonunuz neydi?

Sevim Dağdelen: Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler konusu, yıllardan beri benim için özel bir öneme sahip olagelmiştir. Özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi islamist bir diktatörlüğe doğru sürüklediği bir dönemde, parlamentolararası ilişkilerin yoğunlaştırılmasından yana çaba göstermenin hepimiz açısından demokratik bir görev olduğunu düşünüyorum.

Gözaltına alınma kaygısı taşıdığınız için iki yıldır Türkiye’ye seyahat etmediniz. Hatta Federal Kriminal Dairesi, Türkiye’ye seyahat etmemeniz yönünde sizi uyardı. Şimdi bir an önce tekrar Türkiye’ye seyahat etmek mi istiyorsunuz?

Sevim Dağdelen: Önemli olan, Türk Hükümetinin örneğin geçtiğimiz dönemde Federal Alman Ordusu askerlerini ziyaret etmek isteyen milletvekillerine karşı yaptığı gibi, Alman parlamenterlerinin Türkiye’ye seyahat etmelerini engellememesidir. Parlamentolararası ziyaretlerde ayrıca, heyetin bütün üyelerinin güvenliği konusunda taahhütte bulunulması da önem taşır. Türk Hükümetinin bu konuda bir adım atacağı konusunda, yani biz Almanya’yı ziyaret eden Türk milletvekillerinin güvenliğini sağlarken bunun tek yönlü bir durum olamayacağını göreceği konusunda iyimserim.

Türkiye’de «devlet düşmanı» olarak görülüyorsunuz, Erdoğan’ı bir «diktatör» und «terörün hamisi» olarak nitelendiriyorsunuz. Tüm bunları, Almanya ile Türkiye arasındaki işbirliğine hizmet etmesi beklenen bir görev için doğru önkoşullar olduğunu düşünüyor musunuz?

Sevim Dağdelen: Bugün islamist-milliyetçi seçim ittifakını oluşturan AKP ve MHP’nin bir demokrat olarak şahsıma eleştiri yöneltmelerini doğal bir durum olarak görüyorum. Parlamentolararası Dostluk Grubu’nun önceki başkanı Michelle Müntefering de, Türk istihbarat servisi tarafından terörü desteklediği iddiasıyla bir terör destekçileri listesine eklenmişti. Gerçekten samimi bir işbirliğinden yana iseniz, meseleleri dolandırmadan ve adını koyarak değerlendirmeniz gerekir.

Benim edindiğim tecrübeler, birbirine karşı samimi davranmanın işbirliğini güçlendirdiğini gösteriyor, tersi değil. Meseleleri lafta olduğundan güzel göstermenin kimseye faydası yok. Eğer Erdoğan Afrin’de olduğu gibi, Suriye’deki Kürtlere karşı bir saldırı savaşı yürütüyorsa, yapılması gereken bunu kınamaktır. Federal Meclisteki bütün parti gruplarının yaptığı da bu olmuştur. Ama Türkiye’nin sadece Erdoğan’dan ibaret olmadığı da unutulmamalı. Erdoğan, yalnızca halkın azınlık bir bölümünü temsil ediyor. Belki de gelecek seçimlerde onun ultra sağcı seçim ittifakı, başvurdukları bütün seçim hilelerine rağmen seçimleri kaybedecek.

Erdoğan’ın AKP’sinin size yönelttiği temel suçlama, PKK’ye destek vermeniz. Bu iddialar ne kadar doğru ve sizin PKK’ye bakış açınız nedir?

Sevim Dağdelen: Bu saçma birşey. Ayrıca PKK suçlaması, Erdoğan’ı eleştirmeye kalkıştığında Federal Hükümete de yöneltiliyor hemen. AKP ve Erdoğan, genel olarak kendilerine siyaseten karşı çıkan herkesi terörizmle suçluyor. Bu onların her zaman başvurduğu ve açıkça görülebilen bir yöntem. Doğru olan şudur: Ben, Türkiye’deki Kürtlerle barış sürecinin yeniden başlatılması için çaba gösteriyorum. Erdoğan’ın kendisi, PKK ile uzun yıllar müzakereler yaptı. Bu müzakereleri, iktidarını sağlamlaştırmak için çatışmaların yeniden başlatılmasına karar verdiği ana kadar sürdürdü. Müzakere etmek gerekiyor, silah kullanmak değil. Doğru olan budur. Bunun doğru olduğu konuda sarsılmaz bir inanç taşıyorum.

KİŞİSEL BİLGİLER: 42 yaşındaki Sevim Dağdelen, Sol Parti’deki sol kanada mensup ve 2005 yılından bu yana partisi adına Federal Mecliste yer alıyor. Meclis Grubu Başkanvekili olan Dağdelen’in yetkili olduğu alan, dış ve güvenlik politikası. Dağdelen’in anne-babası, Türkiye’den Almanya’ya göç ettiler. Kendisi Duisburg’ta dünyaya gelen ve yetişen Dağdelen, 2016 yılında Federal Meclis’te karar altına alınan Ermeni Kararı sonrasında Türkiye tarafından düşman gösterildi ve bu nedenle o tarihten bu yana Türkiye’ye seyahat etmedi.

Übersetzung: Sprachendienst des Deutschen Bundestages